|
DHTML JavaScript Menu Courtesy of Milonic.com

|
 |
PRP tedavisi; kanınızdaki güzellik sırrı
Kanlı kontes 2009 yılında gösterime giren senaryosu, yönetmeni ve başrol oyuncusunun Julie Delphy’nin olduğu bir filmdir. Filimde 17.yüzyılda yaşamış Macar kontesi Elizabeth Bathory’nin sıra dışı hayatı anlatılmaktadır. Kendisinden yirmi yaş küçük bir gence aşık olan kontes Bathory’nin bakirelerin kanıyla kendisini temizleyerek daha genç kalacağına inanmasını anlatır. Kontes güzelliğin sırrını bulmuştu; kan güzellik demekti.
Her ne kadar kontesin hayatı dramatik biçimde son bulsa da haklı olduğu nokta kanda güzelliğin sırrının saklı olmasıdır. Ancak başkasının değil, kendi kanımızda.
Kök hücre teknolojisinde ilerlemeler estetik cerrahlara gençlik ve tazelik mucizeleri oluşturabilme yolunda yeni ışıklar sağlamaktadır. Son bir yıldır bilimsel anlamda takip ettiğim PRP tedavisi bu ışıltılardan biri.
Platelet Rich Plazma kelimelerinin baş harflerinden alınan PRP; günümüzde cilt gençleştirme yöntemlerinden hücresel tedavide gelinen en iyi noktalardan biridir. Platelet trombosit demek olup; trombositler kanımızda var olan hücrelerdir. Sayıları ortalama 300 000 kadar ve ömürleri 4 gündür. 2-4 mm çaplı bu hücreler kanın pıhtılaşma veya akışkanlık özelliklerini ve yaraların iyileştirilmesinde yara yerinin temizlenmesi görevlerini yerine getirir. Ayrıca trombositlerden salınan büyüme faktörleri hücrelerin onarım mekanizmasını devreye sokarak yaraların iyileşmesini sağlamaktadır.
PRP (platelet rich plasma), platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma tedavisidir. Kişinin kendi kanından bazı işlemler sonucunda elde edilen bir serumun sorunlu bölgeye uygulanmasını içeren bir doku yenileme yöntemidir. Bu tedavide amaç yaşlı ve hasar görmüş deri ve deri altı dokuları uyarmak ve yenilemektir. Böylece güneş lekeleri, kırışıklıklar, sarkmalar, sivilce izleri, saç dökülmeleri, zamanın tüm olumsuz etkileri tedavi edilebildiği gibi derinin daha parlak, daha gergin ve canlı olması sağlanabilmektedir.
Yaşlanma sürecinde deride birçok değişiklik olur. Bağ dokudaki değişiklikler yaşlanma sürecinde görülen çok önemli sorunlardır. Bağ dokunun temel maddesi kollajen ve elastin liflerdir ve yaşlanma süreciyle birlikte bu liflerde sayı azalması ve yapı bozukluğu başlar ve yıllar içinde ilerler. Yaşlanma sürecinde yaşanan bu olumsuz süreçler PRP tedavisi ile etkin olarak tedavi edilebilmektedir.
Cildin ışıklarla, lazerle veya kimyasal peelinglerle uyarılması aslında sınırlandırılmış hasarla ciltte onarımı ve gençleşmeyi tetiklemektir. Kısacası ciltte çok hafif hasar yaratır gibi yaparak cildi uyarıp; yara iyileşme mekanizmasını devreye sokmak aslında cildi gençleştirmek için bir tetiktir. Çünkü hücreler uyarı sonrası harekete geçer; yara iyileşmesini taklit edercesine üretim başlar, kollajen ve elastik lif üretir, dolaşım artar, dokunun uyarılan bölgesi temizlenir, arınır; dolayısıyla rengi açılır, damarları iyileşir, cildin sağlığı eskisinden daha iyi olacak şekilde geri kazanılır. Yara iyileşme sürecinde bazı faktörlerin ortama salındığı ve iyileşmenin motor kaynağını sağlayan bu faktörlerin kanımızda pıhtılaşma sağlayan platelet (trombosit) içinde olduğu son zamanlarda elde eilen önemli bilimsel bir çıkarım. Bu sayede PRP yöntemi ile bir hasar oluşturmaksızın direk olarak iyileşmeyi sağlayan faktörlerin uygulanmasıyla kestirme yoldan tazelik ve canlılık elde edilebiliyor. Böylece gençleştirmede, PRP yöntemi ile kulağımızı tersinden göstermek zorunda kalmıyoruz.
Nasıl uygulanıyor?
Hastanın kendi kanı steril bir ortamda alınıyor. Özel bir santrifüj cihazında yüksek hızda ve belli sürelerde döndürülüyor. Santrifüj edilen kan, bazı ayraçlar sayesinde ayrıştırılıyor. Kanın alyuvarlar ve akyuvarlar gibi şekilli elemanları dibe çökerken, trombositten zengin bölümü ayrıştırılıyor. Trombositten zengin bu plazma özel bir işlemle alınıyor ve tedavi edilecek bölgeye mikroenjeksiyonlar yoluyla enjekte ediliyor. İşlem yaklaşık 30 dakika sürüyor ve hasta evine gidiyor.
Hangi bölgelere uygulanıyor?
Sorunlu olan herhangi bir bölgeye uygulanabiliyor. Genel olarak yüze, boyuna, dekolteye, el ve ayak üstü gibi alanlara uygulanıyor. Kullanılan ayraçlara bağlı olarak, ‘plasmagel’ adını verdiğimiz yoğun kıvamlı, dolgu maddesi gibi kullanılabilecek bir yapı da elde edilebiliyor.
İlk etkiler ne zaman ortaya çıkıyor?
Uygulamadan yaklaşık üç - dört hafta sonra ilk etkileri fark edilmeye başlanıyor.
PRP’nin yan etkileri var mı?
Enjekte edilen karışım, hastanın kendi kanıyla hazırlandığı için alerji riski yok. Sadece işlem sırasında kızarıklık meydana gelebiliyor ve bu da birkaç saat sonra tamamen geçiyor.
Tedavi ne kadar zamanda tamamlanıyor?
Kişinin ihtiyacına göre on beş gün ya da ayda bir kez olmak üzere üç - dört oturumda tamamlanıyor.
Bu tedavide nelere dikkat edilmeli?
Bu tedavide kullanılan uygulama kitleri farklılık taşır. Bunların hastanın önünde açılıp hazırlanması önemlidir. Hastadan kan alıp, santrifüjden geçirmek ve enjekte etmek PRP tedavisi değildir. PRP’nin en önemli katkısı, enjekte edildiği bölgede kanlanmayı artırması ve yara iyileşmesi süreçlerini uyarmasıdır. Bu sayede spor hekimliğinde, yumuşak doku yaralanmalarında, kas kopmalarında ya da ortopedi ve travmatolojideki kırıklarda, hasarın beklenen doğal süreçlerden daha erken giderilme şansı bulunuyor. Yakın gelecekte bu süreçlerin bugün düşünemeyeceğimiz kadar erken olabilmesi söz konusu.
|
 |
| Bizden haberler |
 |
 |
|
|
|